20
Haz

0

Başarı Hikayelerinin Ortak Yanları

Kurumsal bankacılık yaşamımda işim kredi ve proje değerlendirmekti. 20 yıl boyunca yaklaşık 20-25.000 civarında kredi kararı verdim. İnsanlar gelir ve bana hikayelerini anlatırlar, hikayelerini de mali tablolarla desteklerlerdi. Mali tablolar da bir hikaye anlatır, nereye bakacağını bilen gözlere… Kendimi on binlerce hikaye içinde buldum. Başarı hikayeleri, başarısızlık hikayeleri, hazin bir sonla biten hikayeler, küllerinden yeniden doğma hikayeleri…

Yönetici koçluğu kariyerimde farklı açılardan ve çok daha net bir şekilde gördüm ki başarı hikayelerinde çok dikkat çekmeyen eksik parçalar var. Birileri çoğu insandan farklı olarak bir şeyleri doğru şekilde yapıyor.

Benim gözlemlediğim başarı hikayelerinin eksik parçaları şu şekilde:

Çok çalışmak değil, stratejik çalışmak başarıyı getirir

Bir amacınız varsa buna ulaşabilmek emek etmeniz, çok çalışmanız gerekir. Her şeyin bir bedeli vardır. Bir karşılık istiyorsanız, önce bedelini ödemelisiniz. Parayı veren, düdüğü çalar. Başarı hikayelerin ana fikri hep aynıdır: Kahramanımızın bir amacı vardır, bu amaca ulaşmak için var gücüyle çalışır ve sonuca ulaşır. Yine de bir amacı olan ve çok çalışan herkesin mutlu sona ulaştığını göremeyiz.

Başarıyı getiren asıl şey, çok çalışmak değil stratejik çalışmaktır. Pareto’nun 80/20 kuralını bilirsiniz. Acaba bu kural başarı yolculuğunda da geçerli olabilir mi? Yani elinizdeki bir iş veya proje için sarf etmeniz gereken emeğin sadece %20’lik kısmının bütün içinde ağırlıklı bir payı olabilir mi?

Stratejik Ortaklıklar

Eğer dikkatle bakarsanız, tüm başarı hikayeleri içinde bir yerlerde iş birliği ve alınan destekler görürsünüz.

Bundan 20.000 yıl önce Afrika’nın savanalarındaki atalarımızdan beri bu gelenek bu şekilde devam eder. Onlar için şekerli besinler çok önemliydi. Çünkü kara günler için bedenlerinin karbohidrat depolaması gerekiyordu. Ancak şeker pancarı ya da şeker kamışını bilmiyorlardı. Balı keşfettiler.

Arı kovanlarının yanında ateş yakıyorlardı. Arılar dumandan sersemleyince de kovanı kırıp bala ulaşıyorlardı.

Ancak en önemli problem arı kovanlarını bulmaktı.

Arı kovanlarının yerini bulabilmek için sıra dışı bir ortaklık kurdular: Balkuşları. Balkuşları tüm savanada arı kovanlarını kolaylıkla bulabilen nadir hayvanlardı. Atalarımız bir ıslık geliştirdiler. Islığı duyan balkuşu gelir ve onları arı kovanına götürürdü. Hatta insanlar kendisini kolay takip edebilsin diye yol boyunca onları bekler, mola yerlerinde insanlarla birlikte konaklar, kovana ulaşınca da kovanın yerini işaret ederdi.

Atalarımız, kovanı kırdığında balın bir kısmını da balkuşuyla paylaşırdı. Balkuşları kovan bulabiliyordu ama kovanı kıramıyordu. Atalarımız ise kovanı kırabiliyordu ama kovanın yerini bulamıyordu.

İnsanı harekete geçiren şey tüm koşullar altında ihtiyaçlarını karşılama güdüsüdür. Ve İnsanlar ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve doğada varlıklarını sürdürebilmek için ortaklıklar kurarlar.

Tüm başarılar ekip başarısıdır. Ringte, bireysel bir müsabakada, rakibini yenerek altın kemere ulaşan bir ağır sıklet boks şampiyonunun bile arkasında 30 kişilik bir ekip vardır. İnsanı ev sahibi yapan kötü komşu bile o başarı hikayesinin bir parçasıdır.

Bir yönetici Koçundan Kendi Başarı Hikayeniz için...

Sürdürülebilir Kararlılık

Çevremiz, önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen, kararlılık gösteremediği için hak ettiği hayatların dışında kalan insanlarla dolu.

Peki, değişim için insanın karar almaya cesaret etmesi yeterli mi? Cevap: Hayır. Bir dönüşüm yolculuğunda karşılaşılabilecek en büyük zorluk hedonik uyum denilen beynin yavaş yavaş değişen koşulların etkilerini kendi düşünce kalıbına uyumlaması.

Sık anlatılan hikayeyi duymuşsunuzdur: Bir kurbağayı su dolu bir kazana koyup, kazanın da altında ateş yakılır. Hayvancık, ısı artışını fark edemeyip hayatını kaybeder. Dönüşüm kararı alan bir çoğumuzun birkaç ay sonra yaşadığı durum bu. Yavaş yavaş değişen şartları kanıksıyor, başladığımız noktanın bile gerisinde kalıyoruz.

İşte koçlar ve mentorlar o dönüşüm yolculuğunda ısı değişiminin farkında, zihninizin de uyanık kalmasını sağlar.

Bunun etkili bir çözüm yolu da çevrenizde sizin değişime açık insanların bulunması Bunu da uzmanlar, en yakınındaki 5 kişinin ortalamasının sözüyle açıklıyorlar.

Bir diğer çözüm yolu da kişisel farkındalıktan geçiyor. Kat ettiğiniz mesafeyi objektif bir gözle değerlendirip kendinizi takdir etmek. Bir çoğumuz kendimizdeki dönüşümümüzün farkında değiliz çünkü. Kendi başarı hikayesini yazan insanların, eğer hikayeyi bu gözle dinlerseniz hedonik uyuma meydan okuduklarını görürsünüz.

Durum Analizi

Yolunuzda yürüdükçe dikkat çektiğinizi, birçok kapının da açıldığını, birçok teklif aldığınızı göreceksiniz.

Bu tekliflerin sizi nereye götüreceğini çok iyi analiz etmeniz gerekecek. Yolunda emin adımlarla yürüyen bir insanın önündeki en büyük engel, kendisini yola aşırı derecede kaptırmasıdır. Elindeki işe, projeye gömülmek, perspektifin kaybolmasına neden olabilir.

Kutunun Dışından Bakmak

Onca başarılı insanın hikayelerindeki en önemli özelliklerinden biri de olay ve gelişmelere herkesten farklı pencereden bakabilmesidir. Çoğumuz bir sorun yaşadığımızda çözüm yerine soruna odaklanırız. Ancak doğru soruları sorabilmek soruna farklı bir şekilde yaklaşmanızı ve akla gelmeyecek çözümler üretebilmenizi yani olaya kutunun dışından bakabilmenizi sağlar.

Romalı General Scippo Africanus’un Roma için önemli bir sorun yaratan Hannibal problemine yaklaşımında olduğu gibi. Herkes Hanibal’in ordusuna nasıl karşı konulacağını tartışırken Africanus, ortada Hannibal sorunu değil Kartaca sorunu olduğunu söylemiş ve Hanniballe Roma topraklarında savaşmak yerine Kartaca’ya sefer düzenlemişti. Ve soruna kökten bir çözüm getirmişti.

Bir yönetici koçunun gözünden kendi başarı hikayenizde yeni mutlu başlangıçlar ve mutlu sonlar dileğiyle…

Kurduğunuz hayalleri yaşamanız dileğiyle…

No Comments

Reply